17 Şubat 2021

Askerde niyçün yedeğinden subay olduğum beyanındadır

Vaktiyle subayları uzaktan uzaktan beğeniyorum, fakat bir yandan da hep yeşil hep yeşil nereye kadar diyorum. Lisans, mastır, doktora derken, yaş geldi son sınıra dayandı, evliyiz, çocukluyuz.  Doktora savunuldu, Dr. olduk, dedik sıra geldi vatana hizmet etmeye.
Bir gün yolumu düşürdüm askerlik şubesine. Dediler bugün git, Mart'ta gel. Mart geldi çattı hemen tabi. Girdik sıramızı aldık, bir sürü formlar, evraklar yalnız, beni normal gişelere değil arka taraftaki iki masaya yönlendirdilerdi, bi kıllanmadım değil idi o vakit.
Memurlar dediler ki kısa dönem istemişsiniz, büyük ihtimalle çıkar, zaten 5 ay sürüyor falan...
Akrabaları gördük dolaştık, eve geldik birlik ve il belli olsun diye bekliyoruz. İnternetten açıklanacak, malum devir teknoloji devri.
Bir gece ortalıktan el ayak çekilmişken sonuçlar açıklandı. Kuvveti Hava Kuvvetleri, Sınıfı Topçu. "La bu ne iş?" dedim kendi kendime. Hava Kuvvetlerinde topçunun ne işi var? Birlik "Topçu ve Füze Okul Komutanlığı", Polatlı, Ankara. YEDEK SUBAY... Önce mavileri giycem diye gelen bir sevinç, fekat kim o yedek subay yazısını görmek alt üst ettiydi  her şeyi... Eşimi ve yavrumu düşündüm. Acaba nasıl altından kalkacağız diye... Sonradan anladım ki, aslında altında ezilmişim...

Her neyse, amcalarımdan en küçüğü -apayrı severim onu küçükken benle en çok o oynardı- ziyarete geldi, başladı Jandarmayken gezdiği köyleri yaptığı operasyonları anlatmaya. Sordu tabi nasıl oluyor hava kuvvetlerinde topçu? Dedim ki "Amca, topu uçağa yüklüyoruz, yukarıdan aşağıya bam bam bam!". Velhasıl, saçma geldi anacım böyle askerlik nasıl olacak bir bilen bulamadık. Hemen asrın alimi guugıla sorduk. Meğer meslek kurasıymışız. O nedir peki? Yani ordu bizi mesleğimiz için seçmiş. "Ah ulan o sonuç ekranında Biyoloji Öğretmeni yazıyordu, demek ki bundanmış. Yani Biyoloji anlatmaya devam!" diye bi sevindim tabi...

Her neyse atladık gittik Polatlı'ya, teslim olduk, giydik yeşil kamuflajı, çektik botları zıpkın gibi Türk askeriyiz, yürüyüşümüze bile bir nizam geldi. İlk bir kaç gün şoktayız tabi. Vücut da şokta. Yediğimiz içtiğimiz hesaplı, yaktığımız hesaplı, uykumuz düzenli. Oh, mis. Tuttuğumuz tek nöbet, koridordaki masa başında beklemek o da bir kere denk deldi 2 saat miydi 1 saat miydi unuttum bile. ha bir de benmari nöbeti var. Türkçesi, "kepçe senin elinde, yemeği ölçülü dağıt" demek. İki kuralı var: 

1) Yemek almayan personel kalmayacak

2) Herkes yemek aldığında kazanda yemek artmayacak...

O kadar zor ki... Adam sivilde Ağır Ceza Hakimi, öğle yemeğinde yumurtalı ıspanak çıkmış, "ben bunu yemem" dedi çekti gitti. Sanki ben pişirdim ıspanağı. MSB ne yeneceğinin hem kalori hem de kuruş hesabını yapmış, listeyi göndermiş birliğe. Teğmen gelip bana hesap soruyor sen bu ıspanağı niçin vermedin? "Sorsam, avugatsındır şimdi!" Valla aynen böyle söyledi, Çankırılıymış, taze teğmen olunca aççık havalıydı.

İkinci gün artık içtima, selam, dönüşler vs çalışılacak, Asteğmen geldi (sivilde voleybolcu), üsteğmen geldi, bir üsteğmen daha derken sağ-sol, ileri-geri, selam dur. Bitti işte askeriz. Bizim bölük 3. bölüktü. 232 kişiydik. Hemen yanımızda 1. ve 2. bölükler içtima yaparlardı, hızlıca, çakı gibi, rap rap rap. Bir de baktık, elde silah koşuyor bunlar. Dedik ki: "Komutanım biz niye koşmuyoz?" Bak hele bak, askeriz ya bizi niye ipemiyonuz havası vercez. Üsteğmen dedi ki: "Bak programda spor da yazıyor, isteyen gitsin spor salonunda sporunu yapsın. Koşmayacaksınız. Silah milah da yok size!" Bir üzüldük, bir üzüldük...

Sorduk, "Komtanım, bizim bölükle diğer iki bölüğün farkı nedir?" Üsteğmenimiz dedi ki: "Onlar Topçu Asteğmen adayları, kıtalara çıkacaklar. Siz ise meslek kurasısınız. Ordunun sizin mesleğinize acil ihtiyacı var. O yüzden, sizin eğitiminiz gayet  kolay olacak."

Kura kısmını ve atış talimini sonra anlatayım, uykum geldi.

Kalın sağlıcakla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder